Korku, Kaygı, Suçluluk, Utanç Duyguları

Neden? Ansızın Korku, Endişe, Suçluluk, Utanç Duygularına Boğuluruz

İnsanlar yaşadıkları olumsuzluklara anlam bulup, üstesinden gelemedikleri, bilmedikleri bir şeyler olduğu için terapiye gelirler.
Amaç; içlerinde ne olup bittiğini bilmektir. Neden ansızın korku, kaygı duyduklarını öğrenmek isterler. Neden durduk yere “kendilerini beceriksiz, yetersiz, güçsüz, değersiz” algıladıklarını anlamaya çalışırlar. Durduk yere ortaya çıkan panik tepkileri, kaçınmalar, fobiler… “Kendini kötü, aptal, zayıf, zavallı, kontrolünü kaybetmiş” olarak algılamalar… Bunlar nerden, nasıl ortaya çıkmıştır?

Pek çok kişi; çocukluğunun kötü geçmediğini, oldukça iyi ve sevecen anne babalara sahip olduklarını dile getirirler. Önemli, sarsıcı, ihmal, istismar yaşamadıklarını anlatırlar. Hele bir de; ”neyin nasıl olması gerektiğine dair susmayan bir mantık yürütme” varsa, durum içinden çıkılmaz hale gelir.

Sıradan olan hayat deneyimleri; bazen duygusal yoğunluk, bazen çocuk olmaktan kaynaklı yetersizlikler nedeniyle, yaşananların yeterince özümsenerek, olumlu öğrenme deneyimlerine dönüşmesini engeller. Yeterince işlenmemiş anılar olarak zihinde depolanır.

Bir insanın kendisi ile ilgili olumsuz düşünceler edinmesi için büyük olaylar, büyük travmalar, ihmal, istismar, tecavüz olayları yaşamasına gerek yoktur. Çok sıradan olaylar bazen biraz sıkça yaşandığında travma etkisi yaratır.
Araştırmalar; Travma Sonrası Stres Bozukluğu ölçümlerinde(TSBB) alınan puanlardan, günlük yaşam olaylarından(küçük travma “t”) alınan travma etkisi puanlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir.(Akt: DBE ders notları. Mol, Metsemakers, Dinant, Van Monfort ,2005)

Anne-babanın çocuklarını korumak amaçlı bağırması, öfkelenmesi, öğretmenin birkaç eleştirel sözü, akran ortamındaki ufak tefek suçlamalar, dışlanmalar “ yetersiz, beğenilmeyen, beceriksiz, istenmeyen, aptal…” biri olarak insanın kendisini görmesine neden olabilir.

Salıncaktan düşmek, ayağının kayması, basketbolda iyi top atamamak, yazısının kötü olması,” ben beceriksiz, işe yaramazın tekiyim, tehlikedeyim, zayıf ve kusurlu biriyim “ türünden olumsuz inançlara yol açabilir.

Kardeşin ya da aileden birinin hastalanması, ölmesi, ailenin iflas etmesi gibi yaşam olayları, çocuklarda; “kusurluluk, suçluluk, kötü biri” olarak kendilerini görmelerine neden olabilir
Verilen bir sözün tutulmaması, vaadin yerine getirilmemesi, unutulması çok istenen bir şeyin reddedilmesi, zaman içinde; “ben zaten önemsiz, gereksiz, işe yaramayan, aptal biriyim “ gibi yanılsamalı, aşırı genellenmiş, olumsuz düşüncelere yol açabilir. Bu tür olumsuz inançlar sinsidir. Öyle kolay ortaya çıkmazlar. Gerçek dışıdırlar. Çoğunlukla kökenleri erken çocukluğun yetersiz düşünme, analiz ve sentezlemesi ile ilgilidir.

Geçmişte edinilmiş, kendimiz hakkındaki olumsuz düşünceler, günlük yaşam olayları ile tetiklenir. Ve bir anda geçmişte yaşanmış olaya bağlı duygular ortaya çıkıverir.

Geçmiş artık şimdidir. Anı ağları harekete geçer. Geçmişte yaşanmış utanç, acı, yetersizlik, başarısızlık, panik, korku, endişe aniden serbest kalır. 5-6 yaşlarındaki bir çocuğun tepkileri içinde kendimizi güçsüz, zavallı, çaresiz biri olarak algılarız.
İlkokula yeni başlayan 6/ yaşında bir çocuğun; öğretmenin sesini yükseltmesi ile korkup, altına kaçırması, yetişkinlikte, sosyal kaçınma, performans anksiyetesi, sahne korkusu, panik atak, vb, biçimlerde kaşımıza çıkar.
Mantığımız (beynimizin sol tarafı, rasyonel düşünen kısım) bunu” saçma, gereksiz, aptalca, çocukça…” bulur. Kendimizi suçlamaya da başlarız.

EMDR Terapisinde; “geriye akış tekniği” ile acı ve sıkıntıya sebep olan olumsuz inançlara ulaşılır. Sıcak olanlar genellikle güncel olanlardır. Ve adeta “beyne açılan pencereler” (Shapiro) gibi işlev görür.

EMDR Terapisi ile bugünden geçmişe doğru bir tarama yapılır. En eski anı, en önemli pencerelerden biridir.

Meryem Gül EREN

Psikolog

Çift/Aile/Yetişkin Terapisti

Yorum Yap